Bu Nasıl Bir Açgözlülük?

10 Nisan 2020 saat 20:08’de İçişler Bakanlığı resmî Twitter hesabından 30 büyükşehir ve Zonguldak’ta iki günlüğüne sokağa çıkma yasağı ilan etmişti. Bunu aşağıdaki tweet ile görebilirsiniz.

Şimdi gelelim asıl meseleye. Belli illerde sadece iki günlüğüne ilan edilen sokağa çıkma yasağı öyle bir korku uyandırmış olacak ki hepimiz çılgınca fırınlara ve marketlere akın eden insanlara şahit olduk.

Yaklaşık iki hafta evvel pek çok markette makarna ve temizlik ürünleri gibi ürünlerin azaldığını hatta bitme noktasına geldiğini hepimiz görmüştük. İnsanlar gerekli stokları daha evvelden yapmıştı. Ancak şu durum hayret verici: Dünyanın pek çok ülkesinde, Türkiye’de dahil olmak üzere, insanlar açlık içinde kıvranıyorken sadece iki günlüğüne sokağa çıkmaması gereken halkımızın bir kesimi neden fırınlara ve marketlere akın ediyor? Bu nasıl bir şey? Hepimizin evinde iki gün yetecek kadar, karnını doyurabilecek kadar yiyeceği mevcuttur. Bu ülke zor bir duruma girse veya dünya genelinde daha büyük sıkıntılar olsa bizim ilk düşüneceğimiz şey evdeki makarna, ekmek ve cebimizdeki nalet sigara mı olacak? Hepimizin acıyarak baktığı, açlıktan kıvranan bir sürü insan varken sadece iki gün evdekilerle yetinmek yerine marketlere hücum etmek nedir? Haftalardır “Sokağa çıkma yasağı gelsin!” diye bağıran bir sürü insan vardı. Devlet bir sokağa çıkma yasağı ilan etti ve iki-üç aylık emek boşuna gitti. Binlerce insan bir araya geldi ve koronavirüsün yayılma ihtimali arttı. Şimdi iki gün evde dursak ne durmasak ne?

Kuyruk

Elbette ki gerçekten iki gün bile yetecek kadar yiyeceği olmayan, hiç stok yapmamış vatandaşlarımız olabilir. Bunlar gidip alışveriş yapabilir. Ancak burada gidip o kuyruğu oluşturan kişilerin aklında eminim şu vardır: Kesin bu sokağa çıkma yasağı daha da uzar. O yüzden gidelim de dolapları dolduralım.

Sokağa çıkma yasağı uzar mı?

Bir önceki paragrafın sonunda belirttiğim gibi; insanların çoğusu bu kuyruğu sokağa çıkma yasağının uzaması ihtimalini düşünerek oluşturdular. Ancak burada şunu belirtmek isterim: Devlet eğer sokağa çıkma yasağını uzatacak olursa herkese gıda kolisi dağıtır. Belki parayla belki bedava. Belki de herkesin gelirine göre. Hiç olmazsa gerçekten iki haftalık bir sokağa çıkma yasağı ilanından önce herkesin evine gıda götürmesi için bir süre tanınır. Burada sadece iki günlük bir yasak ilanı için marketlere, fırınlara hücum etmek açgözlülükten başka bir şey değil. Bu iki gün zaten evimizden çıkmayacağız. Üç öğün değil, iki öğün ile beslenerek de bu iki günü atlatabiliriz. Bir öğünde mükellef bir soframız olmaz ama kendimize yetecek kadar, en azından aç hissettirmeyecek kadar beslenebiliriz.

Hiçbir şey yukarıdaki tablonun yaşanmasını açıklayamaz. Bu ülke, öyle bir şey olmasını kimse istemez ancak, daha zor günler görse sabır ve metanetle bekleyen bir halk yerine dolaptaki makarnayı düşünen insanlar mı görecek? İşin kötü yanı ise, makarnayı düşünseler gene iyi, bazıları sigarayı, çekirdeği düşünüyor. Biz dün gece böyle insanlar gördük. Devletimiz bir karar alıyor ve halk o kararın alınmasını boşa çıkarıyor. Bugün ve yarın devlet, insanlar sokağa çıkmasın diye bu yasağı koyarken, bazı insanlar yasağın anlamını bozarak onlarca kişinin bir arada durmasına neden oluyor. Bu gerçekten riskli bir durum. Sağlığı tehdit eden bir durum.

Sonuç ne olacak?

Türkiye’nin koronavirüse karşı aldığı önlemler Türkiye içinde olmasa da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından takdirle karşılanmakta. Türkiye’de ilk vaka görülmeden alınan önlemler dün akşam sekteye uğradı. Devlet herkesten mecbur olmadıkça, işe gitmeniz gerekmedikçe sokağa çıkmamasını rica etti. Bir kesim bu çağrıya uyarak yapması gerekeni yaptı. Ama Türkiye’de yaşayan ve ülkemizin ilerlemesine en büyük engellerden biri olan o diğer kesim, sokağa gereksiz yere çıkarak kendisini değil, bir çok insanı tehlikeye attı. Bu durumu çözebilmek adına devlet iki gün sokağa çıkma yasağı ilan etti ancak insanlar “Bu yasak ilan edilmeseydi daha iyi olacaktı” dedirtecek noktaya getirdi. Twitter’da “Hükumet istifa” gibi anlamsız söylemler başladı. Arkadaşlar, meselem siyasî bir mesele değil. Türkiye Cumhuriyeti ve onun taşıdığı kıymetli değer ve miras her türlü siyasetin ve herkesin üstündedir. Siyaset, siyasîler ve yöneticiler gelip-geçicidir. Ancak “Sokağa çıkma yasağı geç ilan edildi” diyenlere şunu söylemek isterim: Gece 12’den, yani yasağın başlamasından 1 saat 52 dakika önce yapılan bu açıklama daha evvelden yapılsaydı yaşanan bu kuyruk, bu acı manzara, bu insanlık dramı daha büyük boyutlarda yaşanabilirdi. Artık bırakalım her şeye siyasî gözle bakmayı. Artık bırakalım kutuplaşmayı. En ufak bir olayı bile siyasî hâle getirmeyi. Yakışmıyor, gerçekten de yakışmıyor. Dünya bu haldeyken; ABD’de, İtalya’da, İspanya’da yaşananları görürken dün akşam yapılan bu hareket ülkece oturup ağlamamız gereken bir durumdur. Oturup bu iki günde başımızı iki elimizin arasına alarak bir düşünelim: Ne oluyor, ne yapıyoruz böyle arkadaş?

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir