Dünyanın Dengesini Bozduk

İnsanoğlu yaşamına başladığı ilk andan itibaren doğal çevreden etkilenmiş ve doğal çevreyi de etkilemiştir. Bu etkileşim, insan nüfusunun artmasıyla birlikte daha çok insanın doğayı etkilemesi şeklinde değişti. Günümüzde 7 milyar 780 milyon civarında insan olduğunu düşünürsek 510.100.000 km² alana sahip Dünya, bu durumdan ciddi şekilde etkilenmektedir.

Sanayi Devrimi’nin yaşanmasıyla birlikte atmosfere çeşitli zararlı gazlar salmaya başlayan insanoğlu, üretimi hızlandırmak adına buhara dayalı sanayiyi kullanmaktan geri durmadı. Bunun insan sağlığı açısından zararları daha sanayilerin ilk zamanından itibaren belli bir durumdu. Ancak çevreye verdiği zarar biraz daha sonradan anlaşıldı.

Fabrika Dumanları

Bu durumu fark ettiyse de insanoğlu sırf daha fazla üretim yapabilmek adına her yola girdi. Özellikle petrolün ne kadar çeşitli alanlarda, özellikle araç yakıtı olarak, kullanılabileceği anlaşılınca insanlık delice bir para hırsı için gözü dönmüş bir canlıya dönüştü. Yüzlerce çeşit hayvan ırkı insan eliyle yok edildi ve edilmeye de devam ediyor. Herkes her şeyin farkında ancak sadece bir grup insanın sesi çıkıyor. Önümüzdeki yıllarda daha birçok hayvanın neslinin tükendiğine şahit olabilmemiz muhtemel.

Su Kaynakları Tehlikede

Canlı olan her varlık için su vazgeçilmez bir şey. Su yaşamın kaynağı. Önemini açıklamaya gerek yok. Kısaca su olmasa yaşam olmazdı. Ancak insanoğlu sadece canlıların neslini tüketmekle kalmıyor, diğer canlılardan önce kendisi için de vazgeçilmez bir yaşam kaynağı olan suyu tahrip ediyor.

Dünya Toprakları Kuruyor

Bu durum henüz cebine para girsin diye her şeyi yapanları etkilemiyor. Ancak dünya üzerinde bu durumdan etkilenmiş, etkileniyor olan bir sürü insan var. 25 litre kısıtlamasında olan Cape Town bu durumun en somut örneklerinden birisi. İnsanlık büyük bir su krizi ile karşı karşıya. Dünya üzerinde çalışmalar yapan bütün bilim insanları küresel bir su krizinin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. “Aman canım su tükenmez, bitmez, bir şey olmaz” demeyin. Zira farkındaysanız Türkiye’nin 2017 yılından itibaren çoğu şehrinde kar yağışı oldukça azaldı. Aşağıdaki grafikte bunu görebilirsiniz.

Resmi tam boyutta görmek için tıkayın. MGM tarafından PDF olarak hazırlanan karlı gün grafiğini indirmek için tıklayın.

Bu grafiğe bakıldığında, 2018 yılındaki sert düşüş dikkatlerden kaçmıyor. 2019 ve 2020 yıllarındaki veriler de bu grafiğe eklenince düşüşün ne kadar daha devam edeceğini göreceğiz. Bugün karlı günler için yaşadıklarımızı bir gün yağmurlu günler için yaşamamız içten bile değil. Yine MGM tarafından hazırlanan yağış değerlendirme raporunu PDF olarak indirmek için tıklayın. Bu durum sadece Türkiye için değil, tüm ülkeler için geçerlidir. Bu konudaki uzman görüşleri dikkate alınmalıdır. Zira küresel ısınma için uzmanların daha iş bu kadar ciddiye binmeden söyledikleri şeyler günümüzde gerçeklerimiz olarak karşımıza çıkmakta. İşte bu nedenle su krizleri öngörüsünde bulunan uzman görüşleri geç olmadan dikkate alınmalı. Aşağıdaki YouTube videosu bu konuda size gereken tüm bilgiyi verecektir.

National Geographic ve Finish’e bu belgesel için teşekkürler.
Küresel Isınma

Küresel ısınma sandığımızdan da ciddi bir duruma gelmiş durumda. 2020 yılına uyandığımız ilk günlerde karşımıza çıkan Avustralya yangını bu durumu kanıtlar nitelikte. Çünkü uzmanlara göre Avustralya yangınının küresel ısınma nedeniyle çıktığı belirtiliyor. Ayrıca küresel ısınma ve iklim değişiklikleri sadece yangınları değil, buzul erimelerini de tetikliyor. Bu durum suların yükselmesine neden olacak, öngörüleri de mevcut.

Buzulların Erimesi Sonucu Dünya
Buzulların erimesi sonucu Dünya haritası öngörüsü.

İşte durum bu kadar ciddi. Zira buzulların erimesi demek sadece buzul üzerinde yaşayan hayvanları değil, soğuk okyanus sularında yaşayan canlı organizmaları da etkileyecektir. Bu da yine yüzlerce canlının nesli tehlikede demek için yeterli bir sebep. Bunun yanında buzulların eriyecek olması ve suların yükselmesi sadece buzul üzerindeki ve o civarda yaşayan okyanus canlılarını değil, kıyı şeritlerinde yaşayan şehirleri hatta bazı ülkelerin genelini etkileyecek kadar ciddi bir durum. İnsanlık an itibariyle bu sıkıntıların tam olarak belirtilerini yaşama noktasına gelmiş bulunuyor.

Koronavirüs Dünyayı Kendine Getirdi

Koronavirüs nedeniyle pek çok ülkenin doğrudan ya da dolaylı olarak karantina ve sokağa çıkma yasağında olması, üretimin azalmış olması, araç ve uçak kullanımının düşmesi çok kısa bir süre olmasına rağmen az da olsa doğanın kendine gelmesini sağladı. İnsanlar evlerinde oturunca hava kirliliği azalmaya başladı. Ancak üretimin çok olduğu ülkeler, örneğin Çin, hava kirliliğini azaltabilmek için birkaç yıl dışarı çıkmamalı. Yine de hava kirliliğinin azaldığına dair paylaşılan Çin uydu resimleri koronavirüsten dolayı üretimin azalmasıyla aslında insanın doğaya ne kadar etkisi olduğunu kanıtlıyor.

Çin Hava Kirliliği
Çin’in bir bölgesinde geçen senenin aynı ayına oranla hava kirliliği.

Hava kirliliğiyle ilgili güncel bilgiler veren bir site bulunmakta. IQAir ismindeki bu siteyi inceleyerek de hava kirliliği hakkında şehir şehir bilgi alabilirsiniz. Gitmek için tıklayın.

Peki çevreyi korumanın yolu nedir?

Teknolojik ülkeler ve sanayinin çevreyi bitirdiği bir gerçek. Ancak bu saatten sonra insanoğlunun geriye dönmesi de pek mümkün değil. İşte bu nedenle yapılacak en iyi şey her alanda zararsız teknoloji kullanmaktır.

  • Elektrikli otomobiller bunun en güzel örneğidir. Ancak elektrikli otomobilin kullandığı elektrik fosil yakıtlardan değil; güneş, rüzgar, füzyon gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilmiş olmalıdır.
  • Hayatımızdan gereksiz su tüketimini kesinlikle çıkarmamız gerekiyor.
  • Yürüyerek gidebileceğimiz yerlere arabayla gitmekten vazgeçmemiz gerekiyor.
  • Çevre için yapabileceğimiz en iyi şeylerden birisi de plastik kullanmamak olacaktır.
  • Şehirleşmeler dağınık yapılmamalı. Yeni şehirler tabiata en az zarar verecek şekilde planlanmalı. Mevcut şehirler ise buna göre restore edilmeli. Kentler yeniden dizayn edilip dönüştürülmeli.
  • Çevreye zarar verilmemesi adına büyük sanayi firmaları ve şirketler de dahil olmak üzere tüm ülkeler ülkesindeki şirketlere, kurumlara ve kişilere sıkı yasalar çıkarmalıdır.
  • Çocuklarımızı çevreyi koruma konusunda, tasarruf konusunda iyice bilinçlendirmeliyiz.
  • Çevre duyarlılığı konusunda ailemizi, etrafımızı uyarmalı ve bilgilendirmeliyiz.
  • Boş zamanlarımızda 25 TL gibi küçük ücretlerle bulabileceğimiz ağaçlar satın alıp ekebileceğimiz yerlere ekmeliyiz.
  • Çevre konusundaki bilgilendirme makalelerini takip etmeli, yeni gelişmelerden haberdar olmalıyız.
Bu iş çocuk oyuncağı değil!

Unutmamalıyız! Bu öyle bir durum ki; ABD’deki bir kişi hapşırsa Hindistan’daki bir kişi yerinden oynar. Yani ülkenize en uzak yerdeki kişinin çevreye vereceği en ufak bir zarar size en uzak ülkedeki başka bir kişiyi etkiler. Bundan asla kaçış yok. İşte bu nedenle çok geç olmadan bireysel, kurumsal ve küresel olarak önlem almamız gerekiyor. Bu çocuk oyuncağı değil. Buna çocuk oyuncağı olarak bakanların bu iş ciddiye binince oyuncak verebilecekleri çocukları olmayacak. Dünya ve insanlık daha kötüye gitmeden buna bir çözüm bulmalıyız. Bunu da ancak hep birlikte yapabiliriz.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir