Tarihle Alıp Veremediğimiz Var

Türkiye ve Türk tarihi hepimizin bildiği üzere çok eski tarihlere dayanır. M.Ö. 209 yılında Metehan tarafından kurulan Türk Kara Kuvvetleri ile resmî olarak dünya sahnesine çıktık. Aslında daha önceki tarihlerde devletler olmasa da M.Ö. 4000 ile M.Ö. 1000 yılları arasında var olan Anav kültürü ve daha sonrasında gelen Türk kültürleri vardır. Bu da Türklerin çok köklü bir millet olduğunu göstermektedir. Ancak maalesef görmekteyim ki; tarihiyle en çok kavga eden millet de yine Türk milleti. Bu durum elbette üzücü ve bir o kadar da zarar verici bir durum.

Cumhuriyet kurulduktan sonraki dönemde yaşananlar ve II. Abdülhamid dönemi bilhassa Türk halkını birbirine düşürüyor. Bir kesim Atatürk’ü savunurken bir kesim de sadece II. Abdülhamid’i savunuyor. İşte, aslında bu durumun en fazla Türk toplumuna zarar verdiğini fark eden kişi sayısı maalesef çok az.

Geçmiş tarihte yaşayan herkes elbette Türk tarihine damga vurmuştur. Yapılan hem iyi şeyler hem de kötü şeyler olabilir. Her ne kadar kabul etmesek de devleti yönetenler insanlardır ve insanlar için hata yapmak çok doğaldır. Güzel bir atasözümüz vardır: Hatasız kul olmaz! Elbette devleti yöneten insanın feraset sahibi olması gereklidir. Ancak şunu da bilmemiz gerekli ki; Türk tarihinde yönetici olanların büyük bir çoğunluğu zaten akıl ve feraset sahibidir. Ancak yanlış kararlar alınabilir her zaman. Bu gayet mümkün bir durumdur. Türk tarihinde her ne kadar hükümdar söz sahibi olsa da milletin isteği ve kurultaylarda alınan kararlar da hükümdarı etkilerdi. Bu da hükümdarın hata yapmasında etkili bir durum olabilir.

Sorun aslında kim ne yaptı değil. Sorun Türk milletindedir. Biz tarihimizle son birkaç yıldır barışamıyoruz. “Abdülhamid Kıbrıs’ı İngilizlere peşkeş çekti.” veya “Atatürk bu ülkeyi dinsizleştirdi.” gibi bağnazca söylemler milletimizi kutuplaştırmaktan başka hiçbir işe yaramıyor. Elbette hem Abdülhamid’in hem de Atatürk’ün bazı yanlışları vardı. Ama bunu sadece onlara yüklemek de ahmaklık olur. Tarihi zamanına göre incelememiz gerek. Harf inkılabı mesela çok konuşuldu, yazıldı, çizildi. Abdülhamid destekçileri harf inkılabına karşı Atatürk’e sinir olmakta ama bilinmiyor ki, Abdülhamid Atatürk’ten önce Latin alfabesine geçiş yapmaya çalışmıştır. Halifeliğin kaldırılmasını da sindiremiyor bazı kişiler. Ancak Osmanlı’nın son döneminde hilafet zaten bir işe yaramıyordu. Arap isyanları ile yıkımı daha da hızlanan Osmanlı’yı hilafet nasıl koyacaktı? Eğer bir işe yarasaydı Atatürk hilafeti kaldırdıktan sonra Müslüman bir ülke sahiplenmiş olurdu. Dönemi için Atatürk, Türkiye’yi daha modern bir devlet haline getirmek için ve yine dönemi için başka bazı adımlar atmıştır. Ancak bunları dönemi için incelemek gerekir.

Abdülhamid kendi dönemi için Kıbrıs’ı vermeliydi. O dönem için bundan başka çaresi yoktu. Çünkü Ruslar, Osmanlı’nın üstüne öyle bir çökmüştü ki, Yeşilköy’de bulunan Rus Donanması İstanbul’u işgal edebilirdi. İşte Ruslara karşı yanımıza İngilizleri almanın bedeli bize Kıbrıs olarak patladı maalesef. Bu konuda Yeni Şafak gazetesi tarafından yazılan çok açıklayıcı bir yazı mevcut. Okumak için tıklayın. Bunun dışında tartışmalı konular hâlâ var.

Şu da bilinmeli ki; Abdülhamid ve Atatürk, Türk tarihindeki çok zeki iki liderdir. Abdülhamid indirildikten sonra Türk ve Müslüman coğrafyası büyük bir zayiat almıştır. Ancak, Atatürk’te bu durumu toparlamak için milletimizle beraber çok büyük bir mücadele vermiştir. Bu asla gözardı edilemez. Tarihimizde bulunan bütün liderlerimiz en fazla yine bizim için, gelecek nesil için uğraşmıştır. Ancak Türk toplumu olarak tarihle kavga etmeyi bırakmamız gerek. Bu yazıyı okuyan sen, artık tarihimizle kavga etmeyi bırak. Ne kadar boş bir iş olduğunu sen de biliyorsun. Sen Abdülhamid’i de Atatürk’ü de bağrına basmalısın. Ne zaman tarihle kavga etmeyi bırakıp geleceğe bakmaya çalışacaksın? “Bu ülke neden gelişemiyor?” sorusunun tek cevabı yine sensin. Çünkü sen geçmişten ibret almıyorsun. Çünkü sen geleceğe bakmıyorsun. İşte Abdülhamid’i tam da bunun için indirdiler. Atatürk bunun mücadelesini verdi. Geçmişiyle kavga eden bir nesil gelmesin diye. Ancak sen bunu yapmayarak tam da Siyonist düşünceye hizmet ediyorsun. Tam da seni yok etmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyorsun. Sen bu kadarsın işte. Geçmiş yüzünden kardeşini, komşunu, arkadaşını dışlıyorsun. Sen bu ülkede ayrımcılık ve kutuplaştırma yapıyorsun. Ülkeyi Atatürkçü ve İslamcı diye ayırdın sen. İşte, artık bunu yapmaktan vazgeç!

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir