Tarikat ve Cemaat Tehlikesi

Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti’nden sonra kurulan, Osmanlı Devleti’nin neden yıkıldığını da gayet iyi bildiği için o zamanki yanlışların olmaması adına kararlar alan bir devlet olmuştur. Tabii en azından kuruluş aşamasında. Peki neden hâlâ insanların din üzerinden birilerinin kötü emellerine alet olduğunu görüyoruz? Sorun ne, çözüm ne, gelin beraber irdelemeye çalışalım.

Tarikat ve cemaatler neden hâlâ istediklerini bulabiliyor?

Türkiye toplumu her zaman okumaktan, kendini geliştirmekten, yeniliklere, değişimlere açık olmaktan kapalı bir toplum oldu. Bunu geçmişe bakarsak çok iyi görebiliriz. Aslında tarikat ve cemaatlerin bu kadar insan devşirebilmesindeki en büyük etmen, insanların dinlerini yaşayabilmek için başka birinin anlatılarına ihtiyaç duymak olmuştur. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı, insanların dinî olarak herhangi bir cemaate bağımlı kalmaması adına somut adımlar atmamıştır. Diyanet’in kuruluş amacı ne mi?

Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924 tarihinde Şer’iye ve Evkaf Vekâleti’nin yerine kurulan, İslâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli kurum.

kaynak vikipedi

İşte bu amaçla kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, insanların dinî olarak eksikliklerini gidermek, onlara dinin gerçeklerini anlatmak yerine onlarca yıldır hurafelere, hocalara inanmalarına göz yummuştur. Hem ilmî hem de hukuki mücadele vermekten geri durmuştur. Bugün ve geçmişte gerçek din profesörleri pek çok cemaat ve tarikatın gerçek dışı söylemler kullandığını bilmekte. Ancak maalesef bunlara ne geçmişte ne de şimdi herhangi bir müdahale olmadı.

İşte devlet tarafından giderilemeyen bu eksiklik nedeniyle insanlar dinle uzaktan yakından alakası olmayan kişilere inanıyorlar. Buna en iyi ve bir o kadar da acı örnek FETÖ örgütüdür. Bu cemaat yapılanması için gerekli hiçbir kurum ilmî veya hukukî mücadele vermedi. Binlerce kişi dinî bir yapılanma olduğuna inandığı için bu ve bunu gibi yapıların içine girmekte.

Tarikat ve cemaatlerin zararlarından nasıl kurtulabiliriz?

Müslüman olduğunu ifade eden bir bireyin, inandığı din hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Kutsal kitabı meali ve tefsiri ile beraber okuması gerekir. İnternet sitemizden Kur’an okumak için tıklayın. Ayrıca burada yapılması gereken bir diğer şey ise; dinî konularda sadece Diyanet İşleri’nden Alo Fetva hattı ile bilgi almak, dinî bir sohbet için bu konuda bilgisi olan fakat bilgisini kötüye kullanmayan, belki bir din görevlisi belki de bir meslek dersi öğretmeni ile sohbetler yapılabilir.

Diyanet’e düşen görev ise haftada en az bir defa insanlara camilerden sohbet etme imkanı sunması olabilir. Din görevlilerini yeterli donanıma sahip kişiler haline getirerek kendi görev alanlarında insanların dinî sohbet ve bilgi ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Ayrıca Diyanet’in cemaatler kadar YouTube ve diğer sosyal medya mecralarında aktif olması gerekli.

Rıdvan Atmaca

Ben Rıdvan Atmaca. 2003 Bursa doğumluyum. Teknoloji, gündem, tarih konularına meraklıyım. Araştırma yapmak ve öğrenmek en büyük tutkum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir